sıkıntı nağmeleri

blog'a geri dön

29 yorum var - 25 Ağustos 2008 18:54

Kalmak değildi niyeti kızın. Ama öylece kalakalmıştı virane evin, kapısında. Adımını atsa hemen dışarıdaydı. Ama gitmekle kalmak arasında kararsızdı . Aklı çık git, kurtar kendini diyordu hep, kalbi nicedir suskundu zaten, ama duruyordu öylece kapının önünde. Neydi o zaman kalmasına sebep o da bilmiyordu. Bunca zamanın verdiği alışkanlıklardan kurtulmak zordu . Belki zincirlerini kırmak zordu alışkanlıklarının, oysa ne acı veriyordu tutsaklık nicedir. Mıh gibi çakılıvermişti olduğu yere. Gözleri hep aynı noktada, kapının kolundaydı. Aklında hep aynı bildik sahne vardı. Ne zaman bu kapıdan bir hışımla çıksa, ne zaman bu son dese, ne zaman bir daha bunu yaşamayacağım dese, yine başa sarıyordu her şey. Sanki tekrarı hiç son bulmayan bir filmdi yaşadığı.

Yan odadaki yabancıydı tüm bunlara sebep, evet nicedir yabancı olmuştu ona, bir zamanlar deli gibi sevdiği adam. Bir yabancıya tutsak hissediyordu o şimdi kendini. Biliyordu ki, bu yabancıyla bir ömür yaşamaya hazır değildi benliği. Aslında ilk başta bu kadar berbat değildi durum. Her şey daha iyi gibiydi önceleri, zamanla her şey kötüleşmeye başladı. Sevdiğini sandığı insanın aslını tanımak, kızın iç dünyasındaki gerçeği alt üst etti. Evet zaman göstermişti ki, kızın hayalinde sevdiği adam, aslında içerde yatan bu yabancı değildi. Kendini hayallere o kadar çok kaptırmıştı ki kız, zamanın gösterdiği gerçeklere her defa kapadı gözlerini, ve öyle bir zaman geldi ki alışkanlıklar yapıştı bu sefer yakasına. Şimdi ne eskisi gibi sevebiliyordu yanındakini, ne de alışkanlıktan öteye gidemeyen bu beraberliği bitirebiliyordu. Gözü kapının kolundaydı hep, bir adım atsa dışarıdaydı oysa. Sonra diyordu içinden, ya sonra. Her defa alışkanlıklarına yenilmekten öyle yılmıştı ki. Kendini tanımıyordu nicedir. Bitsin diyordu hep içindeki ses, bitsin! Kurtar kendini bu bağımlılıktan.

Sevmek başka şeydi tatmış bu duyguyu, biliyordu bu yaşadığı sevginin aslı değildi, kandırıyordu kendini. Sevmiyordu içerdeki adamı, yanında kalmak, onla yaşamak niyeydi o zaman. Çoğu kere arkasına bakmadan kaçmıştı bu evden. Çoğu kere çıkarmıştı bu yabancıyı aklından, hayatından. Kalbi nicedir yok diyordu bu sevda bende. Her seferinde ne olmuştu da dönmüştü bu adama o zaman. Niye kanmıştı ki bir yabancının gözyaşlarına. Oysa kendine acımazdı kız. Ne diye üzülüyordu ki şimdi bu adama. Ne diye anne şefkati gösterip, tutsak oluyordu ki ona. Kapıdan çıkıp giderken onu öksüz bırakmak mıydı zor olan. Oysa nicedir öksüzdü bu sevda. Kız kalbinde öldürmüştü adamı. Yaşamıyordu ki artık o içinde. Virane evin, küçücük odası, şahitti kızın şimdi gözyaşlarına. Dizlerinin dermanı kesildi birden, çöktü yere kız. Ağlıyordu çaresizliğine, alışkanlığıydı bu adam onun. Şimdi bu kapıdan çıkıp gitmek, bir annenin çocuğuna şefkatini esirgemesi gibi bir şeydi, oysa kız daha büyümemişti ki, nasıl kanat açabilirdi ki bu yabancıya. Gitmek bu kadar zorken, kalmakta çok ağır gelir olmuştu omuzlarına.

Son bir güç buldu birden içinde, evet son kez yapmalıydı bunu, son kez çıkıp gitmeliydi bu kendisine ait olmayan hayattan. Artık beklediği bir kurtarıcı da yoktu zaten. Kendi kendine bir hayat kurmaktı tek istediği, kim bilir belki alışkanlık olmayan, gerçek bir sevgi de günün birinde bulurdu onu. Ayağa kalkıp kapının koluna doğru uzandı. Kapıyı açıp temiz havayı içine çekti. Sonra kapıyı usulca kapattı. Ağır ağır yürüyordu şimdi. Arkasına bakmadan sessizce yürümeye devam etti. Sanki arkasına dönüp baksa bir şey kolundan çekip götürecek gibi, sadece önüne bakıyordu. Her adımda daha da kendine geliyordu. Daha da sakinleşiyordu içindeki fırtına. Şimdi ne yapmalıydı, iyi düşünmesi gerekti. Sonra aklına terminale gitmek geldi.

Oldum olası severdi uzun otobüs yolculuklarını. Bir den içini olmadık bir umut kapladı, kızın. Şimdi yeni bir şehre yolculuk yapma vaktiydi. Yeni bir şehir, yeni bir hayat demekti. Belki nicedir beklediği huzur, sadece bir otobüs biletinde gizliydi…

otobüs bileti deyip geçmemek lazım :D:D

Napalm Death  25 Ağustos 2008 21:31  

nicelerine çok şey katıyo tabi:)

angelblue  25 Ağustos 2008 21:45  

huzuru otobüs biletlerınde yahut yenı mekanlarda arayanlar kendı içlerini göremiyeceklerı kadar ağmadır..

kayarman  26 Ağustos 2008 15:49  

bazen çareszlk insanın gözlerini, kendisinede kapatır

angelblue  26 Ağustos 2008 15:55  

gözünü kendisine kapatan daha dogrusu kendı bıle görmekten acız bırkısı hayatı nasıl görür ve kabullenırkı?tam bır muamma...

kayarman  26 Ağustos 2008 17:34  

çok güzel bir söz geldi aklıma suan "eger mutlulugu arıyorsan kendi içine bak"

kayarman  26 Ağustos 2008 18:18  

tabı baka bılıyorsan daha önemlisi bakıpta görebılıyorsan.

kayarman  26 Ağustos 2008 18:19  

doğru bakıpta göreblyosn ,

angelblue  26 Ağustos 2008 18:22  

ne otobüs ne bılet nede sehirler huzuru serebılırır ayaklarının önune adresi bellidir oysa..

kayarman  26 Ağustos 2008 18:26  

huzuru onlar veremz elbet, ancak insan bazen , alışkanlık dediği şeylerden kurtulabilmek için onlardan uzakta olmak ister..

angelblue  26 Ağustos 2008 18:29  

alışkanlıkları terkedebılmek için bir otobüs bir bilet ve bir sehir yeterlımı sence?

kayarman  26 Ağustos 2008 18:36  

yeterli değilsede mesafeler insana güven verr en azındn ufakta olsa bir adımdr kurtlmak için

angelblue  26 Ağustos 2008 18:38  

eger ruhunu gıttıgın yere götürmeyeceksen olur.ama sence böylebir sansı olabılırmı ınsanın?

kayarman  26 Ağustos 2008 18:42  

benim oldu, umarım dileyen herkesin olur

angelblue  26 Ağustos 2008 18:44  

ruhumu bırakıp gitmedim ama sadece ona asalak gibi yapışan bütün olumsz duyguları bırakp gittim giderken,

angelblue  26 Ağustos 2008 18:44  

yanı bunu gıtmeden basarmıssın bır otobus bır sehır olmadan kendı ıçıne bakarak ve görerek ...

kayarman  26 Ağustos 2008 18:50  

herkesın kendı ıçdunyasın dakı huzuru yakalaması temennısıyle...

kayarman  26 Ağustos 2008 18:51  

bılete otobuse ve sehıre gereksınım duymadan:)

kayarman  26 Ağustos 2008 18:52  

Sevgi bir duygudur söz değil. Bazı insanlar sevgiyi sözle sınırlarken, bazıları söze dökmekten kaçınır. Herkesin kendine göre bir nedeni vardır elbette. Sevgi bir duygudur. Ne düşüncedir ne de salt bir inançtır. Bu nedenle hem sözle ifadesi hem de davranışlarla kendini göstermesi gerekir. Ancak her duyguda olduğu gibi sevginin ifadesinde de bedenin dili çok önemlidir. Sözdeki eksikler bir şekilde kapansa da bedenin ifadesindeki eksikler kolay kapatılmaz.

harbi54  27 Ağustos 2008 18:03  

yorumn için teşekkrler harbi54. haklısın sevgiyi ifade ederken sözlerin gücü yetrsz kalsada bazen, bazen ufacık bakış çok şey anlatır.. sevgi bir duygudur o yüzden söz değil

angelblue  27 Ağustos 2008 18:06  

gittiğim başka bir şehire maalesef kendimi de götürdüğüm için,beklediğim huzur yine gelmedi...
...

karanlktangeldim  30 Ağustos 2008 21:56  

gelmesi nicedir beklenen huzur yağmurlarım,
ne zaman inseniz kalbimn yalnız şehirlerine
çok uzun sürmedi,dönüşleriniz..
ve hiç az kalmadı , matem denilen gölge üstümde...

angelblue  30 Ağustos 2008 22:09  

ezelden ebede giyindim yalnızlığı.
huzur bile ürker oldu yalnzılığımın acılarından.
sadece bakıp geri gidiyor o da
tıpkı tüm gidenlerim gibi...

karanlktangeldim  30 Ağustos 2008 22:19  

Kalp yarası siz kanatmaktan vazgeçinceye kadar sürer.. Ve ilacı bu
acıya alışmak değil, ondan ders çıkarabilmektir.

xcoco  04 Eylül 2008 11:54  

alışkanlıklar acılara dönüşmeden, hayatın getirdiği kapıları aralayın, mutlaka bir çıkış yolu olmalı.....

angelblue  29 Eylül 2008 16:22  

Peki Nur o ince çizgi hani sevmediğini nasıl anlıyorsun birden..Bence bu hikayenin bir de geçmişi var..Mutlaka uzun birbirne bağlı zincirleme kötü olaylar var..Kim durup dururken yapar ki bunu yoksa öyle mi?Sebeb sadece bir an duyduğu artık sevmiyorum dediği o his mi?

yalniz kayikci  29 Eylül 2008 17:02  

sevgi olup olmadığı, birden anlaşılmadığından, uzun bir alışkanlık sürecine giriliyor zaten, sebep bir an duyulan sevmiyorum hissi değil ,sadece bu garip tutsaklıktan kurtulma düşüncesidir belki

angelblue  29 Eylül 2008 17:07  
bu yazıya puanı basanlar: